İnsanoğlunun uzay boşluğuna duyduğu merak, gelişen teknolojiyle birlikte bizi yörüngede aylarca süren görevlere taşıdı. Ancak yer çekimsiz ortamın ve uzay radyasyonunun insan biyolojisi üzerindeki uzun vadeli etkileri, bilim dünyası için hala büyük bir gizem barındırıyor. NASA, bu gizem perdesini aralamak adına tıp tarihine geçen, genetik temelli benzersiz bir araştırmaya imza attı.

Genetik kodları tıpatıp aynı olan tek yumurta ikizi astronotlar Scott Kelly ve Mark Kelly, uzay ortamının insan vücudunu moleküler düzeyde nasıl şekillendirdiğini anlamak için yürütülen tarihi bir deneyin özneleri oldu.
Biri Uzayda 340 Gün Geçirdi, Diğeri Dünya'da Kaldı
Araştırma kapsamında astronot Scott Kelly, Uluslararası Uzay İstasyonu?nda (ISS) kesintisiz olarak 340 gün geçirdi. Bu sırada genetik ikizi Mark Kelly ise Dünya'da kalarak deneyin "kontrol grubunu" oluşturdu. İki yıl boyunca her iki kardeşten de düzenli olarak biyolojik örnekler toplandı ve analiz edildi.
Scott Kelly yeryüzüne döndüğünde ilk fiziksel değişimler hemen göze çarptı: Yer çekimsiz ortamın etkisiyle boyu uzamış, kas kütlesinde azalmalar meydana gelmişti. Hatta görelilik teorisinin bir yansıması olarak, Dünya'daki kardeşine kıyasla milisaniyeler düzeyinde daha yavaş yaşlanmıştı.
"DNA Değişimi" Şehir Efsanesi mi?
O dönem basında geniş yankı bulan ve "Astronotun DNA'sı tamamen değişti" şeklinde yayılan iddiaların aksine, kardeşlerin temel genetik şifresinde bir değişiklik olmadı. Ancak bilim insanlarını şaşırtan asıl keşif genlerin işleyişinde ortaya çıktı: Genlerin çalışma ve kendini ifade etme biçimi (epigenetik yapı) köklü bir değişime uğramıştı.
Üstelik Scott?ın yeryüzüne dönmesinin üzerinden 6 ay gibi uzun bir süre geçmesine rağmen; bağışıklık sistemi ve DNA onarımı mekanizmalarıyla ilişkili 811 geni, hala uzaydaki "savunma/tepki" modunda kalmaya devam ediyordu.
Yaşlanmayı Geciktiren Telomer Hücreleri Uzayda Uzadı!
Araştırmanın en çarpıcı ve ezber bozan bulgusu ise yaşlanma sürecini yöneten, kromozomların uç kısımlarındaki koruyucu kapakçıklar olan telomerlerde saptandı. Normal şartlarda insan yaşlandıkça kısalması beklenen telomer yapılarının, Scott Kelly uzaydayken şaşırtıcı bir şekilde uzadığı tespit edildi.
Ancak bu gençleşme etkisi kalıcı olmadı; astronot Dünya'ya ayak basar basmaz telomerler hızla eski boyutlarına geri döndü. Bu durum, uzay ortamının yaşlanma biyolojisi üzerinde geçici ama çok güçlü bir etkisi olduğunu kanıtladı.
Madalyonun Diğer Yüzü: Zihinsel Performans Düştü
Uzay yolculuğu hücresel düzeyde geçici bir gençleşme etkisi yaratsa da zihinsel süreçler için aynı şeyi söylemek pek mümkün olmadı. Dünya'ya döndükten sonra yapılan bilişsel hız ve doğruluk testlerinde, Scott Kelly'nin performansında belirgin bir düşüş gözlendi ve bu zihinsel yavaşlama uzun süre devam etti.
Mars Yolculukları İçin Kritik Rehber
Tek bir ikiz çifti üzerinde gerçekleştirilen bu çalışma, elde edilen verilerin genel bir insan biyolojisi kuralı mı yoksa astronotun kendi bünyesine özel bir durum mu olduğunu netleştirmek adına yeni araştırmaların önünü açıyor. NASA, gelecekte gerçekleştirilecek uzun soluklu Mars görevlerinde astronotların sağlığını koruyabilmek adına bu genetik verileri temel bir rehber ve yol haritası olarak kabul ediyor.












